15 Ocak 2011 Cumartesi

2-3 Yaşındaki Çocuğun Cinsel Konulara Merakı


Anne babaların genelde kendilerini çaresiz hissettikleri konuların başında çocukların cinsel gelişimi ve

bu konuda çocuğun gösterdiği davranışlar ve konuşmalarıdır. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki

çocuğun normal psikososyal gelişimi içerisinde araştırma , merak ve bununla birlikte öğrenme çok

önemli bir yer tutar. Yani bu konuda anne babaların çocuklarını doğru bir şekilde yönlendirmeleri ve

çocuğun normal gelişiminde ve ileriki hayatında sıkıntı olmaması için gerekli adımları atmaları gerekir.

Çocuklar genelde 2-3 yaşlarından itibaren ilgilerini önce kendi cinsel organlarına ardından çevredeki

cinsel konulara yöneltirler .Bu normal bir psikososyal gelişim sürecidir. Bununla birlikte bu konular ile

ilgili anne babaya sorular gelir. Bu sorular konusunda anne babalara temel olarak şunu öneriyoruz;

Çocuğun yaşına uygun bir şekilde merak edilen konuyu veya yapılan davranışı açıklamaya çalışmak

gerekir . Ama asla yalana ve anlaşılmaz yollara başvurmadan, sade ve anlaşılabilir örneklerle bunu

anlatmaları gerekir . Bu açıklamalarda çocuklar ancak yaşları ve birikimleri ölçüsünde bir şeyler

anyalabilirler. Anne babaların sorular karşısında paniğe düşmesi , cevap vermemesi veya çok karışık

açıklamalar yapması , çocukları daha da meraklandırır ve bu konuyu halletmez. Anne babaların çocuğu

bu konularda terslemeleri veya çocuğun sorusu karşısında çocuğa yanlış ve tutucu tavırları çocuğun

cinsel gelişimini kötü yönde etkiler. Bu sorular ve aşamalar genelde her çocuk için ayrı zamanlarda

gelişir ve çevre faktörleri ile değişir. Örneğin başka bir anneyi çocuğuna süt verirken gören çocuk bu

konuda merakını anne babasına yönelik sorulara ve oyunlarına yansıtır. Bu konudaki merakının

giderilmesini bekler. Bu durum onun normal bir sürecidir.

Anne babalar çocuklarının bazı davranışlarını uygun olmayan davranışlar olarak algılayabilirler.

Örneğin 2-3 yaşındaki çocuğun kendi cinsel organı ile oynaması (çok aşırı olmamak şartı ile ) , evde

çıplak dolaşmaya çalışması , annenin ve babanın veya başka insanların cinsel organlarını merak etmesi

normal sınırlarda sayılır. Bu türlü davranışlar çocuk yargılanmadan ve suçlanmadan yönlendirilmeye

çalışılmalıdır. Olur olmaz yerlerde olmayan cinsel davranışlar sergileyen çocuklar ile bu durum yine

aynı hassasiyet gösterilerek konuşulmalı ve bu durumun uygun olmadığı anlatılmalıdır. Çocuğun bazı

davranışlarına aşırı tepki ortaya koymak ve aşırı önemsemek o davranışı pekiştirir. O nedenle aşırı

tepkiden kaçınmak ve o davranışı aşırı derecede büyütmemek gerekir.

Çocuğun başkalarının cinsel organlarına ilgi göstermesi durumunda buraların kişilere özel yerler

olduğunun ve bu durumun karşıdaki kişiyi rahatsız edebileceği söylenmelidir. Aynı şekilde kendisinin

de özel yerlerine başkalarının dokunmasının da yanlış olduğunu ve bu konuda kişilere saygı

gösterilmesi gerektiği anlatılmalıdır. Çocuğun bazı konularda gereğinden fazla bilgilendirilmesi ve

uygun olamayan bazı şeyleri görmesi , çocukta cinsel olarak çok erken uyarılara neden olabilir. Bu

durum çocuğun cinsel gelişimi açısından mahsurlu olabilir.

Çocukların cinsel eğitimi ve süreci yaşa uygun alınan bilgiler ve öğrenilen konular ile ergenlik yıllarına

kadar sürer . Bu durumda kız çocuklar için anne , erkek çocuklar için baba iyi bir öğretici olur. Eğer

bazı konularda gerekli eğitim verilmez ise çocukta etraftan duyduğu yanlış şeyler veya gereksiz bilgiler

ile kendisini sıkıntıya sokabilir. Eksik kalan eğitim ve bilgilendirme çocukta yanlış düşüncelere ,

korkulara ve ilerleyen yıllarda sorunlu bir cinsel gelişime neden olabilir.

Çocukların gelişimi sürecinde cinsel konular veya yaşa uygun meraklar yerini anormal ve çok abartılı

uygun olmayan cinsel davranışlara bırakırsa veya bu durum çocuğun oyunlarında çok farklı ve sıradışı

bir şekilde ortaya çıkarsa ,o zaman bazı sorunlar var demektir. Bu durumda anne baba veya başka

birinin yaşa uygun olmayan cinsel eğitiminin veya küçük bir ihtimal de olsa çocuğa yönelik cinsel

istismarın olabileceği akla gelmelidir. Bu konuda anne babaların uyanık olmaları gerekir. Bir çocuk

psikiyatristi ile durumu değerlendirmeleri gerekir.

Çocukları hakkında anne babalar gerektiğinde çocuk psikiyatristinden yardım almayı ihmal

etmemelidirler.


http://www.ucanbalon.com.tr/sayfa.php?sayfaID=112

9 Ocak 2011 Pazar

Utangaç çocuğunuz için neler yapabilirsiniz?

Utanmak her insanda bulunan bir duygudur, ancak kimi insan bu duyguyu hayatında fazlasıyla yaşarken kimi insan ise çok nadir bu duyguyu yaşar. Bu duyguyu oldukça yoğun yaşayan insan hayatlarının bu duygu çerçevesinde şekillendirir ve ona yaşamaya başlar. Bu durumun sonucunda bu kişiler toplumdan soyutlanmaya başlar ve kendi iç dünyalarına çekilirler.

Utanmak her insanda bulunan bir duygudur, ancak kimi insan bu duyguyu hayatında fazlasıyla yaşarken kimi insan ise çok nadir bu duyguyu yaşar. Bu duyguyu oldukça yoğun yaşayan insan hayatlarının bu duygu çerçevesinde şekillendirir ve ona yaşamaya başlar. Bu durumun sonucunda bu kişiler toplumdan soyutlanmaya başlar ve kendi iç dünyalarına çekilirler.

Çocuklara erken yaşlarda kazandırılan sosyal becerilerle çocukların utanma duygularını azaltabiliriz. Ancak unutmamalıyız ki, utangaçlık hayat boyu devam eden bir duygu, bu nedenle utanma problemi için yapacağımız her türlü tedavi ve destekleme bu problemi ortadan kaldırmamıza yaramaz sadece duygunun yoğunluk seviyesini azaltmaya yarar.
Utangaçlığın daha ileri durumları ise, çocukta kendini sosyal fobi olarak gösterebilir. Çocuk alışık olduğu ortamların dışına çıktığı tüm durumlarda aşırı derecede sıkılganlık, bununla beraber kaygı belirtileri (terleme, ellerinin titremesi, yüz kızarması, ortamdan uzaklaşamaya çalışma gibi) ve konuşamama gibi özellikler gösterir. Kalabalık içinde rahat davranamaz, sınıf içinde söz almak istemez, yaşıtlarıyla ilişki kurmakta zorlanır. (Ancak durumun diğer psikolojik problemlerden ayrıştırılabilmesi için belirtilerin bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir.)


Peki anne ve babaların bu problemi çözmedeki rolleri ne? Anne ve babalar çözüm yolundaki en etkin kişiler olarak karşımıza çıkarlar. Çünkü uzmanlara göre çocuğun utanma duygusunu azalmadaki en önemli faktör çocuğun yakın çevresinde bulunan ve kendisine model olacak insanlar. Anne ve babalar çocuklarına model olmak konusunda bu nedenle önemli rollere sahipler.

Utangaçlığın nedenleri arasında ise şunlar sıralanabilir;
• Aile içinde fiziksel ya da duygusal ihmal ya da istismara maruz kalan, kardeşleriyle sıklıkla kıyaslanan ya da ailenin aşırı baskıcı ve katı tutum gösterdiği durumlar

• Çocuğun sosyal etkinlik ve faaliyetlere katılımının düşük olması

• Anne-babanın aşırı koruyucu kollayıcı davranarak çocuğun bağımsızlaşmasına engel olması-kendilerine bağımlı hale getirmeleri

• Anne-baba tutumlarındaki tutarsızlıklar, çocuğun ne zaman ne şekilde davranması gerektiğini kavramasını zorlaştırdığı için çocukta güven duygusunu azaltabilir.



Neler yapabilirsiniz?


• Çocuğun davranışlarına çok fazla yorum getirmek ve tepkide bulunmak onun hata yapmamak adına daha fazla içe kapanmasına neden olabilir. Bu nedenle onu istediği faaliyetlerde serbest bırakmak, başarılarını takdir etmek ve başka faaliyetlere de katılması için yüreklendirmek daha yararlı olacaktır

• Eğer çocuğunuz bir aktivitede bulunmak istemiyorsa, korktuğunu ya da yapmak istemediğini söylüyorsa onu ille de yapması için zorlamayın. Duygularını paylaşmasına yardımcı olursanız korkusunu da azaltmasını sağlayabilirsiniz.

• Beraber onun sevdiği oyunları oynayın. Böylece sizin ona olan sevginizi de hisseder.

• Sınıfta bir konu anlatacaksa ya da gösteri gibi topluluk önünde bulunacağı etkinliklere katılacaksa önce sizinle bir prova yapmasını isteyerek kaygısının biraz olsun azalmasına yardımcı olabilirsiniz.








Bağlantılar : 
http://www.bebek.com/davranis_problemleri/utangac_cocugunuz_icin_neler_yapabilirsiniz
                      http://www.youtube.com/watch?v=tIptPvbcjeI
                      http://www.ucanbalon.com.tr/sayfa.php?sayfaID=114


28 Aralık 2010 Salı

 bebek gelişimi9.HAFTA ANNE KARNINDA BEBEK GELİŞİMİBebeğinizin el ve ayakları belirgin hale gelir.Parmak uçları biraz daha şişkince ortaya çıkmıştır. Boyun oluşur ve baş daha belirgin resmi büyütmek için üzerine tıklayınızolur. Bebek hareketleri ultrasonografide gözlenebilir ancak siz bir kaç hafta sonra bu hareketleri hissedebilirsiniz.







16.HAFTA ANNE KARNINDA BEBEK GELİŞİMİ
 
Bebekteki değişiklikler
Resimde üç boyutlu ultrasonla çekilmiş 16 haftalık bir bebeğin resmi büyütmek için üzerine tıklayınızgörüntüsünü görmektesiniz.
Bu haftada gözler ve kulaklar bebek doğduğunda bulunacakları son lokalizasyonlarına gelirler. Göz kırpma gibi basit refleksler gelişmeye başlar.Benzer şekilde kulaklar da son pozisyonlarını almışlardır.Bacakları da gövdesine göre uzamıştır.Barsaklarda mekonyum adı verilen fetal dışkı birikmeye başlamıştır. Bu dışkı benzeri yapı fetusun yuttuğu amniyon sıvısı, dökülen hücreler ve sindirim sistemi salgılarından oluşur. Macun kıvamında koyu renkli bir yapıdır. Sinir lifleri onlara özelliklerini veren myelin ismindeki madde ile kaplanmaya başlar. Myelin sinir iletimi için son derece önemli bir maddedir. Dolaşım sistemi tam anlamı ile fonksiyonel olmuştur. Bebeğin plasentası yaklaşık fetus kadardır. Göbek kordonu sistemi olgunlaşmaya başlar. Ultrason altında bebeğin hıçkırdığı saptanabilir. Bu solunumun başlama işaretlerinden biridir. Bebeğiniz teorik olarak ışığa tepki verebilir. Bu hafta her açıdan oldukça önemlidir.Bebeğin cinsiyeti bu haftadan sonra tespit edilebilir. İyi bir ultrason cihazı ve deneyimli bir doktor 16. haftada bebeğin cinsiyetini çok büyük bir olasılıkla saptar. Bazı durumlarda 12-14. haftalarda da cinsiyet görülebilir, ya da gebeliğin son dönemlerine kadar hiç görülemeyebilir fakat bu çok nadir bir durumdur.

22.HAFTA ANNE KARNINDA BEBEK GELİŞİMİ
Bebekteki değişiklikler
Bebek bu dönemde gerçek bir insanın ufak bir modeli 22 haftalık bebekgibidir.Seslere hareketle yanıt verir ve güzel sesleri ayırt eder.Daha hafif sesleri de duyabilmektedir.Bebeğiniz bu dönemde sizin seslerinize tepki vermeye başlayabilir. Annenin bebeği ile konuşması hatta şarkı söylemesi tavsiye edilir.Eritrosit (kırmızı kan hücreleri) yapımı yeni başlamış olup hızla artmaktadır.Kafasının vücuda oranı gittikçe değişmektedir. Vücut uzamakta ve kafaya göre oranı artmaktadır. Artık doğumdaki haline çok benzemektedir.Göz kapakları oluşmuştur ve hareket ettirebilir. Beyinde gelişme bu haftadan itibaren biraz hızlanır.Beynindeki gelişim ve dokunma hissinin gelişmesi ile bebeğiniz artık vücudunu ve çevresini öğrenmeye başlamıştır. Elini ağzına götürebilir, bacaklarını tutabilir.Erkek çocuklarda testisler skrotuma (torbaya) indiler. İnanamayacaksınız ama testesteron salgısı ile birlikte ilkel sperm yapımı bu haftadan itibaren artık başlamış bulunmaktadır.
Bebeğinizin baş-popo mesafesi 19 cm, ağırlık 350 gr'dır.

30.HAFTA ANNE KARNINDA BEBEK GELİŞİMİ
Bebekteki değişiklikler
Hamileliğin 30. haftasında bebeğiniz aşağı yukarı 1360 gramdır. 30 haftalık bebekPoposundan başına uzunluğu 27 cm., toplam uzunluğu da 38 cm. kadardır.Göz kapakları ve kaşları tam olarak gelişmiştir.Bebeğinizin ritmik göğüs hareketleri hıçkırık tutmasından kaynaklanır.Bebeğinizin cildini kaplayan ve lanugo adı verilen ince tüyler artık yavaş yavaş kaybolmaya başlarken el ve ayak tırnakları yavaş yavaş uzuyor. Kemik iliği kan hücresi üretimini tamamen karaciğerden devraldı. Öte yandan bebek artık etrafının farkına varmaya başlar. Rahimin içi genellikte zifiri karanlık gibi düşünülse de anne adayının bulunduğu çevreye bağlı olarak aydınlık ya da karanlık olabilir ve bebek bunun ayrımını yapabilir. Erkek bebeklerde testisler torbaya iniş sürecini tamamlamak üzeredir. Bebeğin ağrılığı doğumda olacağı ağırlığın üçte ikisine ulaşmıştır.
37.HAFTA ANNE KARNINDA BEBEK GELİŞİMİ

Bebekteki değişiklikler
Yandaki resimde 37 haftalık bir bebek görmektesiniz.Resmi resmi büyütmek için tıklayınbüyütmek için üzerine tıklayınız.
Bebek yaklaşık 3 kilo ağırlığındadır. Poposundan başına uzunluğu 35 cm. olup toplam uzunluğu da 47 cm.'dir.Şu anda bebeğiniz klinik olarak doğum için yeterli olgunluğa ulaşmış durumdadır, fakat büyüme ve gelişimini durdurmuş değildir. Bebeğiniz her geçen gün ortalama 25-30 gram arasında kilo almaya devam eder. Beyni ve sinir sistemi gelişmesini sürdürür.Bu haftada yağ birikimi diz ve dirseklerde hızlanıyor. Boyun ve bilekleri de unutmamak lazım. Bebeğinizin diş etleri de olgunlaşmasını tamamladı ve artık sert. Yanaklarında ise yağlar birikti ve artık sıkılacak hal aldı!.. Hamileliğinizin başında ultrasonda gördüğünüz o ufacık canlı artık tam anlamıyla yaklaşık 3000 gram civarında bir insan yavrusu ve yerine sığamaz olmuştur.Karnınızda geniş dalgalar oluşturarak kendini daha çok hissettirmeye başlar.Geceleri sizi daha sık uyandırabilir.

40.HAFTA ANNE KARNINDA BEBEK GELİŞİMİ

Bebekteki değişiklikler
Bebek yaklaşık 3400 gram ağırlığındadır. Poposundan başına uzunluğu 37-38 cm. olup toplam uzunluğu da 48-50 cm.'dir.Son haftaya girildiğinde oksijen ve besin maddelerini bebeğinize taşıyan göbek kordonunun uzunluğu yaklaşık 50 kalınlığı ise 1.3 santimetre civarındadır.Bebeğinizin cildini kaplayan ve verniks adı verilen kremsi madde ortadan kaybolmaya başlar. Benzer şekilde lanugo adı verilen tüyler de büyük ölçüde dökülmüştür. Sizden geçen antikorlar bebeğinizin doğum sonrası en az 6 ay süreyle enfeksiyonlara karşı mücadelesinde yardımcı olacaktır.Bebeğiniz artık gelişimini tam anlamıyla tamamladığı ve hareket edemeyecek kadar büyüdüğü için, anne karnından çıkmak istiyor, cildi pembe - kırmızı bir renkte.


http://www.webanne.com/1.hafta.html

26 Aralık 2010 Pazar

1-Özgüven Her Koşulda İyidir
Bu bilgi, 1980 ve 90’lı yıllarda Amerika/Avrupa’daki ‘yeni çocuk yetiştirme açılımı’na psikoloji biliminin ‘katkısı’ olarak ortaya sürülmüştür.
Ancak yıllar, pek çok önemli kuramcının bu konuyu yeniden değerlendirmesine yol açmış, çocuklara özgüven pompalamasının, katkıdan çok zarar getirmeye başladığını göstermiştir. Çocuğa ‘sen çok özelsin, farklısın’ mesajlarının sıklıkla gitmesi, erken yaşta aşırı şişen bir ‘benlik’ duygusuna yol açabilir.
Çocuğun her davranışını mercek altına almamak, sürekli ona açıklamalar yapmamak; yani hayatta “sürekli ve sadece” onun merkezde olduğu algısını ortadan kaldırmak, özgüvenden bencilliğe gidebilecek yolu kesebilir.
2-Çocuklara Asla Kızılmaz, Yüksek Sesle Konuşulmaz
Çocukların onurlarını kırmamak, onları ruhsal ve fiziksel olarak korumak sadece anne-babanın değil, hepimizin görevi. Ancak çocuk, kimi zaman net ve sert yönlendirmelere de ihtiyaç duyar. Örneğin; annesine herkesin ortasında tekme atan 3 yaşındaki bir çocuğa, sakince ‘bu yaptığın pek hoş değil’ demek yerine, sert ve net bir ses tonu ile ‘yapma!’ denilerek, sert ve donuk bir yüz ifadesi ile tepki verilebilir. Çünkü şiddet göstermesi neredeyse normal karşılanan bir çocuk, bu davranışı artırarak yineleyecektir.
3-Başkalarının Yanında Çocuğa Kızılmaz
Çocuk, bu bilgiyi kullanarak, başkalarının yanında dizginlenemez davranışlar sergiler. Örneğin; başkalarının yanında sürekli gürültü yapan bir çocuğa da sert bir şekilde ‘hayır’ denilebilmelidir. Çünkü çocuk, çevreye verdiği rahatsızlığın farkında olmaz.
Ona sınırlarını öğretecek olan anne-babadır. Çocuk bu sınırları ihlal etiğinde, anne-baba o anda müdahale ederek, net yönlendirmelerle bu ihlallere ‘dur!’ diyen taraf olmalıdır.
4-Başkalarının Çocuğuna Asla Müdahale Edilemez
Eskiden genç annesinin başa çıkmakta zorlandığı bir çocuğu, tatlı sert bir müdahale ile hizaya getiren ‘teyzeler’ vardı. Günümüzde ise bir kafeteryada ortalığı birbirine katan bir çocuğa çoğunluk, ‘başkasının çocuğuna asla müdahale edilmez’ düşüncesi ile sessiz kalabiliyor.
Oysa görmezden gelmek, hatta çocuğa gülümsemek yerine; anne-babayı rencide etmeyecek şekilde çocuğa dönerek ‘anneni çok zor durumda bırakıyorsun ve bağırtınla da hepimizi rahatsız ediyorsun’ denilebilir.
5-Çocuğun Her Merakı Giderilmeli
Çocuğun her sorusu ayrıntılarıyla cevaplanırsa, düşünceleri ve hayal gücü yetişkin cevapları ile ‘sınırsızca’ karşılık bulursa; ‘çevrenin onun sorularına ve konuşmalarına yetişemediği ve bir süre sonra rahatsızlık vermeye başlayan’ bir çocuk haline gelebilir. Çocuk, bazı sorularının cevabını kendi hayal gücünden tamamlayabilir.
Her şeyi ayrıntısıyla bilmek zorunda değildir. Her sorusunun ayrıntılarıyla yanıtlanması, düşünce hızını ve konuşma miktarını kontrolsüz hale getirebilir; bu da onun kaygı düzeyini artırabilir, ‘yetişkin dili’ ile konuşan (‘büyümüş de küçülmüş’) bir duruma getirebilir.
6-Her Seslenişine Cevap Verilmeli
Her seslenişine (o anda bir yetişkin ile muhabbet halinde iken bile) karşılık alan çocuk da ‘sınır’ problemi yaşar.
Bir başkası ile konuşan anne-babasını bölen çocuğa her seferinde cevap vermek; ona ‘diğerlerinin birlikte yaptıkları şeyler değil, sadece senin ne istediğim önemli’ mesajını gönderir. Çocuk, isteğinin anında giderilmesini ister. Bunu ‘normal’ karşılamak ve diğer konuşmayı önemsememek, doğrudan bu mesajı verir.
7-Aile İçi Kararlar Mutlaka Çocuğa da Sorulmalıdır
Bu bilgi de; 6 yaşında ancak hafta sonunda nereye gidileceğine karar vermesi istenen, 8 yaşında ancak eve alınacak mobilyayı seçen, 4 yaşında ancak akşam mönüsü onun seçimine göre düzenlenen çocuklara işaret eder.
Demokratikliğin çocuğu da kapsaması demek, aile içindeki önemli her karara çocuğu da katmak demek değildir. Bazı kararları sadece yetişkinler vermelidir. Karar verme sistemine ‘her zaman’ çocuğu da katmak, hatta onu ‘asıl karar verici’ yapmak çocukta yük yaratır, ego şişmesine yol açar.
8-Yemek Yemeyen Çocuğa Asla Zorlama Yapılmaz
Bu, sadece pediatrinin değil, psikolojinin de kısmen konusudur. Bir bebeğe abartılı şekilde yemek yedirilmeye çalışılması, 7-8 yaşlarındaki çocuğun ağzına yemek tıkılması (bu, bağımlılık açısından riskli bir belirtidir) ne kadar sağlıksız ise; yapısal olarak ‘yememeye yatkın’ çocuklara asla baskı yapmamak da gerçekçi değildir.
Bu tür çocuklar, tamamen kendi inisiyatiflerine göre yemek yiyemezler. Özellikle 2 yaş civarı çocuklar, bu konuyu iyice oyuna çevirirler, yemek yerken gezerler. Gezerken ya da masadayken, çocukların ağızlarını açmak istemedikleri zamanlarda da net (ancak şiddet, aşırı öfke göstermeden) yönlendirmelerle yemek yedirilebilir.

22 Aralık 2010 Çarşamba

Meslek: Çocuk Gelişimi ve Eğitimi

ÇOCUK GELİŞİMİ VE OYUN

Çocuğun kelime haznesi gelişimi ve psikolojik gelişimi açısından doğduğu andan itibaren konuşmak gerekir. Çocuk ses tonuna karşı duyarlıdır ve algılamalar doğuştan itibaren başlar. Bu algılama mana çıkarma değil duyum alma anlamındadır. Yavaş yavaş anlam çıkarma ve takibinde anlamlı ve bilinçli ifade etme gelişir. Çocuk ufak yaşlarda kendi kendine oynar ve konuşur, daha sonraki yaşlarda grup oyunlarına başlanır.
1.Yaş çocuğu: Ses çıkaran yumuşak köşesiz boyasız objelerle ilgilenir. ( Ses çıkaran civciv, ayıcık, kuş, buruşturulabilen ayıcık.
2.Yaş çocuğu: Kutular, üstüste konulabilen karmaşık olmayan basit legolar, içiçe geçirme üstüste koyma yerine yerleştirme yapabileceği objelerle ilgilenir.
3. Yaş çocuğu: Çizgi film kahramanlarına karşı merak uyanmıştır. Kahramanları sembolize eden oyuncaklar veya onların kullandığı türden eşyalar ilgisini çeker. Daha karmaşık yapbozlar, bilgisini geliştirecek türden konulu kurgulanacak legolar ( Bahçe içinde ev, hayvan, göl v.s.) bir manzaranın aynısının puzzle olarak oluşturulması vs...
4.Yaş çocuğu: Resim yapmaya özellikle seramik çalışmaları, hamurdan renkli killerden objeler yapmaya teşvik etmek, yapılan çalışmalardada yer almak ve çalışma sürecini paylaşmak mesela sen tabak yap, ben de kiraz yapayım gibi yaklaşımlarda bulunup bitirincede aferin ne kadar kabiliyetlisin demek bir anlamda onu onere etmek çok önemlidir. Okul öncesi içine girdiği ortamlara ve bu ortamların standartlarına bağlı olarak ilgi ve gelişim kulvarları çeşitlenmeye başlar.
5.Yaş çocuğu: Okul öncesi eğitim dönemidir ve önemli olan nokta bu yaş çocuğun hala oyun çocuğu kabul ederek eğitilmesidir. Yine resim, seramik gibi aktivitelerin yanısıra artık daha sofistike el becerilerini devreye sokabileceği oyma kesme, yapıştırma, kolaj çalışmaları devreye girer. Grup oyunları başlar. Sek sek, saklambaç, top oyunlarından yaşına uygun olanlar vs. gündeme gelir.
6.Yaş çocuğu: Daha gelişmiş top oyunları, değişik zeka oyunları, grup ile oynanabilecek hafıza ve zeka oyunları, koşmaca, yakalamaca. Çocuğun gelişiminde bütün bu oyunlarında gerçekleşmesinde amaç 24 saat çocukla ilgilenmek ve yanında olmak değildir. 

21 Aralık 2010 Salı

ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ALANI

AMAÇ
:Bu faaliyet ile çocuk gelişimi ve eğitimi alanı altında yer alan meslekleri tanıyabilecekseniz.

ALANIN MEVCUT DURUMU VE GELECEĞİ
Çocuk gelişimi ve eğitimi ile ilgili hangi bilgi, beceri, tutum ve davranışların hangi yaş düzeyindeki çocuklara ve gençlere kazandırılacağı hakkında bilgi veren, çocuğun tüm gelişimlerini destekleyen (fiziksel, psiko-motor, zihinsel,dil, sosyal ve duygusal), plan yapan, uygulayan, insan ilişkileri ve empatiye önem veren, ocuk sağlığı ve hastalıkları konusunda bilgi sahibi olan, özel eğitime muhtaç çocukların gelişimlerine ve uyumlarına yardımcı olan; drama, basit beden eğitimi hareketleri, müzik çalışmaları, sanat ve ana dili etkinlikleri yapan, çoc tanıma tekniklerini uygulayan bir alanıdır
Meslek elemanları, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Anadolu kızkız meslek liseleri, ilköğretim okulları ile Resmî ve özeleğitim kurumlarında ve çocuk kulüplerinde çalışabilirler. Erken çocukluk yılları (okul öncesi eğitim ) çocuğun gelişiminin en hızlıKadının çalışma hayatına atılması ve okul öncesi eğitimin öneminin giderek daha da anlaşılması nedeniyle alan hızla gelişmiş, bu da okul öncesi eğitim kurumlarına olan talebi artırmıştır. Bu kurumlarda görev alacak nitelikli ve iyi yetişmiş eleman ihtiyacı da gün geçtikçe önem kazanmaktadır.  meslek ve kurumların kreş, yuva, anaokulu, ana sınıfı, gibi okul öncesi olduğu dönemdir.